KÖŞELERDEN

Posted: November 21, 2010 in SEVDİKLERİM

Einstein İzafiyet Teorisi’ni bir Türk’ten çalmış!



Zülfü Livaneli

——————————————————————————–

‘Albert Einstein 1896’da İsviçre Politeknik Federal Okulu’nda iken bir sınıf arkadaşı var. Mükerrem Bey adlı bu öğrenci Osmanlı’nın eski sefirlerinden Zadegân Hayrullah Bey’in oğlu.

Arkadaşları ve hocaları tarafından dâhi olarak nitelenen Mükerrem Bey, daha sonra izafiyet teorisi olarak ünlenecek bir kuram üzerinde çalışıyor ve bunu sınıf arkadaşı Albert’le paylaşıyor. Ancak akciğerlerinden rahatsız olan Mükerrem Bey genç yaşta vefat ediyor ve Einstein bu teoriyi dünyaya sunarken onun adından söz etmiyor. Yıllar sonra bu çalışmalar Mükerrem Bey’in ailesine teslim edilen belgeler arasında çıkıyor.’

Daha siz yazıyı okumadan bu haberin internet yoluyla binlerce kişiye ulaşacağından, başka gazetelerde haber yapılacağından, insanların diline düşeceğinden eminim.

‘Canım olur mu öyle şey!’ diyenlere ise ‘Ama gazete yazıyor!’ denilecek. Ya da ‘öyle söylüyorlar!’ klişesine sığınılacak.

Oysa bu haberin tek kelimesi bile doğru değil. Ne Zadegân Hayrullah Bey mevcut ne de Mükerrem Bey.

Bu isimleri ve olayı şu anda ben uydurdum.

Kusura bakmayın; amacım, gazetede ya da internette okuduğunuz her şeye inanmamanızı ve her şeyi biraz mantık ve sağduyu süzgecinden geçirmenizi sağlamak.

***

Genç, yetenekli ve medya malzemesi olmamaya çalışan Beren Saat, Cengiz Semercioğlu’na diyor ki:

Medyaya mesafeliyim, çünkü çok canım yandı. Birileri atıyor ortaya, sonra yedi-sekiz gazete yazıyor bunu. Artık sistem böyle işliyor. Benim adıma bir şeyler iddia ediliyor, haberler çıkıyor, ben ‘Yok öyle bir şey’ diyorum. Bu ev işi de öyle oldu…

CHP Genel Sekreteri Süheyl Batum çırpınıyor: ‘Ben böyle bir söz söylemedim’ diye.

Bunlar sadece önceki gün okuduklarım. Binlerce kişi ‘Ben böyle söylemedim. Bu haber doğru değil’ diye çırpınıyor.

Ne gam!

At ortaya bir laf, uğraşıp dursunlar.

Benim de hayatım iftiralarla uğraşarak geçtiği için onları çok iyi anlıyorum.

***

Basın çağımızın en etkili silahı ve bazen nükleer güçten daha yıkıcı etki yaratıyor.

Ülkeyi yönetmeye aday, halkın çok sevdiği pırıl pırıl bir siyasetçi düşünün. Ertesi gün seçim yapılacak, bu adayın kazanmasına da kesin gözüyle bakılıyor.

Tam o gece TV’de ya da internette, suratı morarmış, ağlayan bir kız çıksın. Aday için ‘Beni kullandı, hamile olduğumu öğrenince de dövüp sokağa attı’ desin. Hüngür hüngür ağlasın.

Bu iftira o adaya seçim kaybettirir ama esas kaybeden ülke olur.

Dostlarıma hep söylüyorum: Eğer 1919’da mütareke basını bugünkü kadar güçlü olsaydı ve TV yoluyla herkese ulaşmayı başarsaydı, Mustafa Kemal Paşa Samsun’dan öteye geçemez, hatta yoğun iftira kampanyasından insan içine çıkamazdı.

***

Bir de desteksiz haberler var.

Yıllardır Hollywood ünlüleri her yıl Türkiye’de film çekecek olurlar. Bizim oyunculardan birine bayılmışlardır.

Beraber film yapacaklardır. Gazetelerin birinci sayfalarında Robert de Niro, Jeremy Irons, Nicole Kidman gibi oyuncuların fotoğrafıyla, yerli starların fotoğrafı yan yana basılır.

Ama nedense o film bir türlü çekilmez. Zaten mesele film falan değil, içeriye propaganda yapmaktır.

Gazetelere bakarsan neler oluyor neler: Yerli filmler 180 ülkeye satılıyor, Amerika’da milyonlarca kişi seyrediyor, Hollywood Türk yönetmenlerin peşinden koşuyor.

Öyle allayıp pulluyorlar ki işin iç yüzünü bilmesem ben bile inanacağım.

Çünkü ‘Gazete yazıyor!’

***

Hep söylüyorum: Basın düzelmeden Türkiye düzelmez!

Not: Basını eleştiren yazılarımda namuslu, yürekli, dürüst meslektaşlarımın hakkını yememeye özen gösteriyorum. İyi ki varlar. Onların sayesinde biraz içimiz ferahlıyor.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s