KÖŞELERDEN

Posted: November 21, 2010 in SEVDİKLERİM

Bir gerillanın ‘kaçak’ günlüğü



CÜNEYT ÖZDEMİR


21/11/2010

‘Julian ortada yok. En son Londra’da bir Etiyopya lokantasında görüldü. O şimdi aranan bir kaçak. Julian neyse ki Türk değil.’

Adamın biri çıkıp kimsenin bilmediği sırları belgeleriyle açıklıyor. Açıklamakla kalmayıp yaptığı işin arkasında duruyor. Belgeleri ortaya serdikten sonra savcıları göreve çağırıyor. Sonra ne oluyor dersiniz? Bir anda özel hayatı ortaya saçılıyor. Başka kadınlarla ilişkisi olduğu, hatta iki kadına tecavüz ettiği iddiası ile dava açılıyor. Adamın ortaya attığı iddialar bir kısım medya tarafından kenara itilip özel hayatı konuşulmaya, tartışılmaya başlanıyor. Mahkemeler boş durur mu hemen adam hakkında dava açılıyor. İfade vermesi için mahkemeye çağrılıyor. Adam, bu davaların ortaya attığı iddiaları gölgelemek için açıldığını iddia ediyor ama nafile…

Kendisiyle röportaj yapan gazeteciler iddiaları bırakıp bunları konuşmaya başladığında röportajı kesiyor, mikrofonunu fırlatıp canlı yayını terk ediyor. Bu arada hakkındaki iddialarla ilgili ifade vermeye mahkemeye gitmiyor. Sen misin gitmeyen adam hakkında tutuklama kararı çıkartılıyor… Kim bu adam dersiniz?

Aklınıza ilk gelen isim bu satırları tutuklu olduğu Silivri Cezaevi’nde okuyan Hanefi Avcı ise yanıldınız. Bütün bunlar uluslararası devlet sırlarını açıklayan wikileaks.com’un kurucusu Julian Assange’in başına geldi. Şu anda nerede olduğu bilinmiyor. Son verdiği röportajlarda Moskova ya da Havana’ya gidebileceğini duyurmuştu. Diğer bir alternatifi Yeni Zelanda’ydı…

Julian ortada yok. En son Londra’da bir Etiyopya restoranında görüldü. O şimdi aranan bir kaçak.

Teknoloji devriminin uluslararası güçlere savaş açmış bu yakışıklı gerilla savaşçısı dünyanın dört bir köşesinde sınır kapılarında aranıyor. Peşinde dünyaya korku salan istihbarat teşkilatlarının adamları var. Julian Assange kelimenin gerçek anlamı ile bir dünya vatandaşı. Bu yüzden onun için kaçmak zor değil. Assange ile yapılan röportajlara baktığınızda inançlı ve kendine güvenen bir insan portresi karşınıza çıkıyor. Kolayca küstahlaşabilen ve bundan gocunmayan bir adam. Kendinden o kadar emin ki kimi sorulara cevap vermeye tenezzül bile etmiyor. Böylesine büyük bir işe kalkarken başkasını beklemek imkânsız…

Tek bir tesellisi var: Julian Assange neyse ki Türk değil. Eğer Türk olsaydı şu ana kadar çoktan tutuklanmıştı. Muhtemelen Silivri’de mahkeme günü bekliyor olurdu. Onunla röportaj yapan gazeteciler de çoktan bir kısım medya tarafından ‘tecavüzcü’ ilan edilmişti. Muhtemelen birileri de harıl harıl hakkında kitap yazmaya başlamışlardı.

Kimsenin o gazetecilere kızmaya da hakkı olmazdı; Zira yaşananlar gerçekten ‘çok satması’ garantili ‘iyi hikaye!’ Biz de “İyi kazançlar beyler” derdik çıkardık işin içinden.

                                                                             Vietnam’da güzel bir medrese

Araya kaynadığım bir fotoğraf karesi Vietnam’da özellikle mezuniyet günlerinde kadınların geleneksel giysiler giyip tarihi mekânlara gelip fotoğraf çektirdiğini de bu vesile ile öğrendik. Hepsi tek tek poz veriyor ama ne pozlar! Burası dini bir üniversitenin kalıntıları. Zamanında 300 kişilik üniversite öğrencisi belirleniyor, sonrasında kral 30 kişisini master için seçiyormuş. Bu dünyalar güzeli kızlar da yeni mezunlar. Güzel bir gelenekmiş! Araya kaynayıp ölümsüzleştirince daha da güzel.

Bu komünist sistemi anladıysam arap olayım


Devleti komünistlerin yönettiği, ticareti kapitalistlerin yaptığı bir ülke. Hiçbir ülkeyi anlamakta bu kadar zorlanmadım. Bir yanda koyu ve güçlü bir devletçilik anlayışı diğer yanda ekonomik açıklık… Tamam itiraf edeyim çok da sistemi anlamak için kendimi zorlamadım ama inanın neresinden baksanız tuhaf, benzersiz ve örnek olabilecek deneysel bir devlet sistemi!

Vietnam telekom

Ben Vietnam’da okuduğunuz bu satırları hazırlayana kadar beş şehir gezdim ve hepsinde manzara aynıydı. Teller havada karman çorman… İşin en güzel yanı da şu: Uyanık Vietnamlıların da dikkatini çekmiş bu durum. Bu tellerin fotoğrafını çekip tişörtlere basmışlar üzerine de Vietnam Telekom yazmışlar. Gel de gülme!…

‘Beyaz Vietnamlılar ne yiyor, ne içiyor?

Beyaz Türk prensi Ertuğrul Özkök, Vietnam’a gelirse kaçırmaması gereken birkaç yerden bir tanesi HA NOİ’deki Green Tangerine adlı restoran. Fotoğrafta gördüğünüz bu avluya genelde Batılılılar geliyor. Ama Özkök’ün Ha NOİ’de asıl kaçırmaması gereken yer ‘Boby Chinn.’ Bizim İstanbul’daki Changa’nın çakması bir havası var ama olur artık o kadar ‘Beyaz Vietnam’ yanılgısı!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s