köşelerden

Posted: October 31, 2010 in SEVDİKLERİM

ÇETİN ALTAN /ŞEYTANIN GÖR DEDİĞİ
Bebeklerin elleri, şakanın özelleri

31 Ekim 2010

Bal Mahmut sağ olsaydı da, kendisine sorulsaydı: -Gelişmekte olduğu iddia edilen demokrasimizde, en eksik olan şey nedir, diye?

Herhalde vereceği yanıt şöyle olurdu:

-El sıkmanın, can sıkmaktan çok daha iyi olduğunun; bir türlü öğrenilememiş olması…

* * *

Soğuk algınlığına yakalanmış ve iyice nezle olmuş genç bir kadın; davetli olduğu bir akşam yemeği ziyafetine giderken, 2 mendil almış yanına.

Birini çantasına koymuş, ötekini de göğsünün içinde sutyenine sokuşturmuş.

* * *

Yemeğin sonunda, tatlılar ve meyveler yenirken, kadının burnu akmaya başlamış.

Çantasındaki mendil epey kirlenmiş olduğundan, usulca elini göğsüne sokup, ikincisini almak istemiş ama; ikincisi de iyice aşağı kaymış.

* * *

Zavallı kadın elini göğsüne daha çok sokup, bir sağa bir sola gezdirmeye başlamış.

Derken ikinci elini de sokmuş göğsüne…

* * *

Ve bir de bakmış ki, ziyafet masasındakilerin hepsi susmuşlar, dikkatle kendisine bakıyorlar.

Genç kadın, akan burnuyla kıpkırmızı kesilmiş; hemen iki elini de çekmiş göğsünden ve:

-Gelirken, demiş; her ikisi de vardı, şimdi bulamıyorum.

* * *

Bazen resmi resepsiyonlarda da oluyor böyle şeyler.

Nazenin politika, makyajını tazelemek istediğinde; kutlama ve el sıkma kuyrukları arasında bir türlü “demokrasi çantası”nı bulamıyor ve rujuyla pudrasını bir araya getiremiyor.

* * *

Bektaşi Babası’na sormuşlar:

-Baba erenler, “türban-başörtüsü” tartışmaları konusunda, sen ne düşünüyorsun?

* * *

Bektaşi Babası’nın yanıtı:

-”Kabak kimin başına patlayacak” oyununa, kadın başlarını da sokmak büyük bir densizlik ama; hep biliyoruz ki, “erkek millet” olmakla övünüldüğünde, kadınlar tenis topuna dönüyor. Karşılıklı maça çıkanlar, raketlerini patlatıp duruyorlar topa…

* * *

Yeni zenginlerden bir karı-koca, eski zenginlerden birinin verdiği bir gece davetinden çıktıktan sonra; erkek, karısına:

-Gördün mü, demiş; o eski milyarder ailenin ne hallere düştüğünü?

* * *

Yeni zenginin karısı:

-Bence her şey fevkaladeydi, demiş; sen nerden anladın zor duruma düştüklerini?

-Görmedin mi; o sükseli beyefendi, pırlantalı hanımefendisiyle birlikte çalışıyor tek piyanoyu. İkinci bir piyano alacak halleri bile kalmamış.

* * *

Bizdeki resmi resepsiyonlarda da, bu tür yanlış değerlendirmeler olmuyor değil. O nedenle de birtakım davetliler, ayrı yerlerde çalmayı yeğliyorlar kendi piyanolarını.

* * *

İlle de bir av hikâyesi anlatmaya aklını taktırmış bir militer; resmi bir davette, kimsenin avdan söz etmediğini gördükçe sinirleniyormuş. Davetliler, daha çok seçimlerden, TV dizilerinden, futboldan falan konuşuyorlarmış.

* * *

En sonunda militer, yumruğunu iki kez sertçe vurmuş masaya.

Bir sessizlik olmuş ortalıkta.

Ve militer:

-Tıpkı bir silah patlamış gibi oldu değil mi, demiş; neyse söz silahtan açılmışken, ben bir İngiliz albayı tanımıştım, kaplan avlamak için Pakistan’a gitmişti. Bana da çok önermişti mutlaka bir kaplan avına gitmemi…

* * *

Sanırız bazı militerlerin özel bir koşullanması bu… Akıllarını neye taktırmışlarsa, ille de onu anlatmak derdine düşüyor ve bazen de sert yumruklar vurmaya başlıyorlar masalara…

* * *

Oskar Wilde, özel bir resepsiyonda 15 yıldır görmediği bir hanıma rastlamış:

-Lütfen beni affedin madam, demiş; birden tanıyamadım sizi. Nedeni de son 15 yılda çok değişmiş olmam; bu kadar çok değişeceğimi hiç ummamıştım…

* * *

Can Yücel’den bir şiirle bitirelim yazıyı:

Serçeleme

Çok oldunuz be serçeler

Kapatırım şimdi kapıyı

Dedim

Dinlemediler beni

Ben de kapatmadım kapıyı

Varsın dinlemesinler

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s